Ocak 2026 araştırmasına göre Türkiye’de toplumun büyük çoğunluğu suç olaylarının arttığını düşünüyor ve devletin suçla mücadele performansını yetersiz buluyor. Gençlerde artan umutsuzluk, güvenlik kaygısını derinleştiriyor.

GÜNDEMAR Araştırma: Türkiye Gündemi Araştırması / OCAK 2026
GÜNDEMAR Araştırma’nın 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye Gündemi Araştırması, toplumda güvenlik kaygısının derinleştiğini, suç olaylarının arttığı yönündeki kanaatin güçlendiğini ve özellikle gençler arasında suç ve şiddet eğilimine dair çok güçlü bir toplumsal alarm oluştuğunu ortaya koyuyor. Bulgular, kamuoyunun yalnızca güvenlik hissinde değil, ceza sisteminin işleyişi ve devletin suçla mücadele kapasitesi konusunda da ciddi bir güvensizlik taşıdığını gösteriyor.
GÜNDEMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tamer Bolat, araştırma sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi:
“Toplum, suç ve şiddet meselesini artık yalnızca münferit olaylar olarak görmüyor. Veriler, güvenlik kaygısının yaygınlaştığını, gençlerde umutsuzluk ile şiddet arasında güçlü bir bağ kurulduğunu ve ceza sistemine duyulan güvenin zayıfladığını gösteriyor. Kamuoyunun verdiği mesaj nettir: Daha güven veren, daha caydırıcı ve daha etkili bir mücadele beklentisi vardır.”
Araştırmada katılımcılara, “Türkiye’de gençlerin geleceğe umutla baktığı görüşüne ne ölçüde katılıyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Sonuçlar, toplumun gençlerin ruh hali ve geleceğe bakışı konusunda oldukça karamsar olduğunu gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 77’si bu görüşe katılmadığını belirtirken, yalnızca yüzde 10’u gençlerin geleceğe umutla baktığını düşünüyor. Yüzde 12’lik bir kesim ise ne katıldığını ne katılmadığını ifade ediyor.
Bu tablo, kamuoyunda gençliğin geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıfladığı ve umut yerine belirsizlik ile kaygının öne çıktığı algısının baskın hale geldiğini gösteriyor.

Katılımcılara, “Size göre gençlerde artan umutsuzluk, ileride en çok hangi soruna yol açabilir?” sorusu da yöneltildi. Bu soruya verilen yanıtlar, toplumun gençlikteki umutsuzluğun en büyük sonucunu doğrudan güvenlik alanında gördüğünü ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 59’u, gençlerde artan umutsuzluğun en çok suç ve şiddetin artmasına yol açabileceğini düşünüyor. Bunu yüzde 16 ile toplumdan kopuş, yüzde 11 ile beyin göçü ve yüzde 10 ile madde kullanımı izliyor.
Bu sonuç, toplumun gençlik meselesini artık yalnızca eğitim ya da istihdam sorunu olarak değil; doğrudan sosyal düzen, toplumsal bütünlük ve güvenlik başlığı altında değerlendirdiğini gösteriyor.

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, gençler arasındaki suç ve şiddet eğilimine ilişkin soruda ortaya çıktı. “Gençler arasında suç ve şiddet eğiliminin son dönemde nasıl değiştiğini düşünüyorsunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 92’si ‘arttı’ yanıtını verdi.
“Değişmedi” diyenlerin oranı yüzde 6, “azaldı” diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 2 oldu.
Bu veri, gençler arasında suç ve şiddet eğiliminin arttığı kanaatinin artık istisnai değil, neredeyse toplumsal ortak görüş haline geldiğini gösteriyor. Farklı siyasi tercihlere sahip seçmen gruplarında da bu algının çok yüksek düzeyde ortaklaştığı görülüyor.

Katılımcılara, “Size göre gençleri suça iten en önemli neden hangisidir?” sorusu yöneltildiğinde ilk sırada ekonomik nedenler yer aldı.
Katılımcıların yüzde 33’ü gençleri suça iten en önemli nedenin işsizlik ve ekonomik sorunlar olduğunu belirtti. Bunu yüzde 27 ile aile ve sosyal çevre, yüzde 17 ile madde kullanımı, yüzde 11 ile denetim ve yaptırım eksikliği ve yüzde 10 ile eğitim sistemindeki sorunlar takip etti.
Bu bulgu, kamuoyunun gençlerde suç ve şiddet eğilimini yalnızca bireysel tercihlerle açıklamadığını; ekonomik daralma, aile yapısı, sosyal çevre ve bağımlılık gibi yapısal nedenleri de güçlü biçimde gördüğünü ortaya koyuyor.

Araştırmada katılımcılara, “Yaşadığınız yerde kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusu da yöneltildi. Sonuçlar, toplumun güvenlik hissi bakımından tam anlamıyla ikiye bölündüğünü gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 51’i yaşadığı yerde kendisini güvende hissettiğini söylerken, yüzde 49’u güvende hissetmediğini belirtiyor.
Bu tablo, bireysel güvenlik hissinin artık çok kırılgan bir zeminde durduğunu ve toplumun neredeyse yarısının yaşadığı çevrede güvenlik konusunda tedirginlik taşıdığını ortaya koyuyor.

“Son bir yıl içinde yaşadığınız çevrede suç olaylarının son dönemde nasıl değiştiğini düşünüyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar da güvenlik kaygısının neden bu kadar büyüdüğünü açık biçimde gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 79’u suç olaylarının arttığını belirtirken, yüzde 15’i değişmediğini, yalnızca yüzde 5’i azaldığını ifade ediyor.
Bu sonuç, toplumun suç meselesini soyut bir tartışma olarak değil, doğrudan günlük hayatında hissettiği bir gerçeklik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Suç artışı algısının bu kadar yüksek olması, güvenlik hissindeki kırılmanın da temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Araştırmada katılımcılara, “Türkiye’de suç işleyenlerin yeterince cezalandırıldığına inanıyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Bu soruda ortaya çıkan sonuç, ceza sistemine duyulan güvenin oldukça zayıf olduğunu gösteriyor.Katılımcıların yüzde 85’i suç işleyenlerin yeterince cezalandırılmadığı görüşünde. Buna karşılık yalnızca yüzde 14’lük bir kesim yeterince cezalandırıldıklarına inanıyor.
Bu tablo, toplumdaki güvenlik kaygısının yalnızca suç artışıyla değil, aynı zamanda ceza sisteminin caydırıcılığına ilişkin güvensizlikle de beslendiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın en net mesajlarından biri de devletin suç ve şiddetle mücadele kapasitesine ilişkin değerlendirmede ortaya çıkıyor. Katılımcılara, “Devletin suç ve şiddetle mücadeleye yönelik önlemlerini ne ölçüde yeterli buluyorsunuz?” sorusu yöneltildi.
Katılımcıların yüzde 70’i devletin bu alandaki önlemlerini yetersiz bulduğunu ifade etti. Yüzde 16’sı yeterli bulduğunu, yüzde 12’si ise ne yeterli ne yetersiz bulduğunu belirtti.
Bu sonuç, kamuoyunun suç ve şiddet meselesinde yalnızca tespit yapmadığını; aynı zamanda mevcut mücadele kapasitesini de ikna edici bulmadığını gösteriyor.

Ocak 2026 verileri, Türkiye toplumunda güvenlik kaygısının büyüdüğünü, suç olaylarının arttığı yönündeki kanaatin güçlendiğini ve özellikle gençler arasında suç ve şiddet eğilimine ilişkin çok güçlü bir toplumsal alarm oluştuğunu ortaya koyuyor. Kamuoyu, gençlerdeki umutsuzluk ile suç ve şiddet arasında doğrudan bağ kuruyor; bu sorunun temel nedenlerini ise öncelikle ekonomik darboğaz, aile ve sosyal çevre ile madde kullanımı ekseninde değerlendiriyor.
Aynı zamanda ceza sistemine duyulan güvenin zayıf olması ve devletin mücadele kapasitesinin yetersiz bulunması, toplumun meseleyi yalnızca asayiş değil, aynı zamanda adalet ve kamu otoritesi sorunu olarak gördüğünü düşündürüyor. Araştırmanın ortaya koyduğu temel mesaj açık: Toplum, suç ve şiddet karşısında daha etkili, daha görünür ve daha güven veren bir mücadele talep ediyor.
Araştırma Adı: Türkiye Gündemi Araştırması Ocak 2026
Araştırmayı Yapan Kurum: Gündemar Araştırma
Araştırma Tarihi: 21-24 Ocak 2026
Araştırma Yöntemi: CATI (Bilgisayar Destekli Telefonla Görüşme) ve CAWI (Bilgisayar Destekli Çevrimiçi Anket) yöntemleri bir arada
Evren: Türkiye’de yaşayan 18 yaş ve üzeri yetişkin nüfus
Kapsam: Türkiye geneli 60 il
Örneklem Büyüklüğü: 2.255 kişi
Örnekleme Yöntemi: Mahalle/köy büyüklüğü, eğitim düzeyi ve geçmiş seçim sonuçlarına dayalı tabakalı örnekleme
Güven Aralığı: %95
Hata Payı: ±%2,06
